![]() |
|
Yumurta dondurma teknolojisi, adı verilen yöntemle, kadın doğurganlığında yeni bir dönemin başlayabileceği belirtiliyor. Anne olma yaşı 60`ın üzerine çıkacak.
ABD`de her altı çiftten biri, hamile kalma sorunu yaşayarak doğurganlık tedavisi görüyor. Yumurta dondurma teknolojisi, adı verilen yöntemle, kadın doğurganlığında yeni bir dönem başlayabilir. Gençken yumurtalarını donduran bir kadın, daha sonra çocuk sahibi olmak için kendini hazır hissedinceye kadar bekleyebilir ve dilerse 50, 60 ve daha üstü yaşlarda çocuk sahibi olabilir. Geçtiğimiz yaz New York Üniversite Hastanesi`nde normal doğumla dünyaya gelen bir kız çocuğunun, görünüşte diğer sevimli bebeklerden hiçbir farkı yoktu. Ama o, doğurganlık konusunda tıp araştırmalarının geldiği son noktanın eseriydi. Dondurularak saklandıktan sonra, eritilerek döllenen bir yumurtadan meydana gelen bu bebek, bugüne dek aynı yöntemle doğan 125 çocuktan biri. Sayının az olmasının nedeni, geçtiğimiz yıla kadar dondurulmuş yumurtaları zarar vermeden eritmenin iyi bir yönteminin bulunmamasıydı.
Artık böyle bir yöntem var. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi Reprodüktif Endokrinoloji Bölümü Direktörü Jamie Grifo ile meslektaşı Nicole Noyes, bugüne dek sekiz kadından alınan yumurtaları dondurduktan sonra, başarıyla çözmeyi başarmışlar. `Bu hastalarımızdan beşi, şu anda hamile. Sonuçlar, taze yumurtalarla yapılan yapay döllenmeyle karşılaştırılabilir düzeye erişti` diyor Grifo.
DOĞURGANLIKTA YENİ DÖNEM
ABD`de her altı çiftten biri, hamile kalma sorunu yaşayarak doğurganlık tedavisi görüyor. Yumurta dondurma teknolojisi adı verilen yöntemle, kadın doğurganlığında yeni bir dönem başlayabilir. Gençken yumurtalarını donduran bir kadın, daha sonra çocuk sahibi olmak için kendini hazır hissedinceye kadar bekleyebilir ve dilerse 50, 60 ve daha üstü yaşlarda çocuk sahibi olabilir. Burada ortaya çıkan tek soru işareti, geç anne olmanın etik sorumluluğu. Bir kadının ortalama yaşam süresinin 75 yıl olduğu düşünülürse, 60 yaşında anne olmanın ve çocuğu 15 yaşında annesiz bırakmanın ne kadar kabul edilebilir olduğunu tartışanlar da var.
Etik tartışmalar bir yana, uygulamada asıl pürüz, daha çok pratiğe dönük: 20`li yaşlarında cinsel üretkenliğin doruk noktasında olan genç kadınlar, genellikle bu yaşlarda yumurtalarını dondurmak için gerekli öngörüye sahip olamıyorlar. Ya da olsalar bile bu sefer yeterli maddi imkanları bulunmuyor. Yumurtaların toplanması zahmetli olduğu kadar, yumurta üretimini tetiklemek için kullanılması zorunlu ilaçlar da pahalı...
İKİ FARKLI TEKNOLOJİ VAR
Yumurta dondurma teknolojisi, aslında yıllardır var. Ancak yakın zamana kadar, büyük oranda su içeren yumurta hücresinde, çözülme işlemi sırasında buz kristalleri oluşuyor ve bu da hücrede kromozomların bölünme sürecini aksatıyordu. Dolayısıyla, dondurulan her 100 yumurtadan sadece biri, döllenme için uygun özellikleri koruyor; bunların da sadece küçük bir bölümü dünyaya gelebiliyordu.
Araştırmacılar, şimdi bu kristalleşme sorununu iki farklı yaklaşımla çözmüş görünüyorlar. Yöntemlerden biri, yumurtanın hızlı şekilde dondurulmasını gerektiriyor. Montreal`deki McGill Üniversitesi`nde geliştirilen bu yöntemde, yumurtalar sıvı nitrojene daldırılarak, sıcaklık hızla -196 santigrat dereceye düşürülüyor. Bu şekilde, eritildikleri zaman yumurtaların yeniden yaşama oranının yüzde 90`ları bulduğu görülmüş.
ABD ile İtalya`dan farklı ekipler tarafından denenen ikinci bir yöntem ise, yumurtaların dondurulduğu çözeltinin kimyasal yapısında ayarlamalar gerektiriyor. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi, iki yöntemden hangisinin daha fazla sayıda nitelikli yumurta ürettiğinin anlaşılması için bir çalışma birimi oluşturdu bile. Araştırmacılar, şimdi de yumurtanın dışarıda olgunlaştırılması ve elde edilen embriyonun mikroenjeksiyonla tekrar anneye transferini gerektiren yeni bir yöntem üzerinde çalışmayı sürdürüyorlar.
Kaynak: Hürriyet




